Ortadoğu meselesi neden çözülmez? (makale)

 

 

 
Ortadoğu meselesi neden çözülmez?

Uluslar arası ilişkilerde haklı olmak işe yaramıyor, kararlı olan kazanıyor. Türkiye de şahsiyetli bir duruş sergiliyor ancak korkarım ki düşmanlığı bilinen taraflardan değil tarihin tekerrürüyle yine tarafı belli olmayanlardan darbe yiyeceğiz. Hatta uğruna çarpıştıklarımızdan. Filistin ve Araplar beklediğimiz gibi müteşekkir olmayıp aleyhimize bile dönebilirler her an. Böyle imkansız bir beklentinin sebebi daha önce de kendilerinden gördüğümüz anlam veremediğimiz tavırlarda bulunma alışkanlıklarıdır. Yarın İsraillilerle Filistinliler can ciğer kuzu sarması olur birlikte karşımıza çıkar ve “karı koca kavgasına karışmasaydın, biz birbirimizi severiz de döveriz de sana ne oluyor, çek şimdi cezanı bizi ilgilendirmez” diyecekler gibi geliyor bana, sizin burnunuza da kokular gelmiyor mu?

Devletler arası güven, insanlar arası güvenden farklı bir işleyişe sahiptir. Neden böyle bir devlet-güven ilişkisi kurmaya ihtiyacımız var? Çünkü devletler arası adaleti sağlamak için var saydığımız BM işlevsiz. Bir devlete güvenip güvenmemeye iki özelliğine bakarak karar veririm; dini ve etnik kimliği. Bir devlet ulus devletse, dinini sonradan edinmişse güvenebilirsiniz.

İsrail: Kitabı Tevrat olan Yahudilik dini İsrail oğullarına gönderilmiş. İlk fırsatta dini gönderen “Rab”lerine bile ihanet etmiş bir grup her durumda diğer insanlara, hatta kendi kendilerine ihanet halindedir, bunu çok doğal ve hak sayarlar. Ayrıca bir devlet sahipliği yakın zamana kadar olamamıştır, yakın zamandaki de son derece zorlama, yapaydır. Kaldı ki bu “devlet”e ulus devlet demek mümkün değildir zira Yahudiliği ırk kabul edip benimserlerken farkında olmadan çok değişik ırklarla karışmışlıklarını göz ardı ederler. Hem din hem ırk itibariyle kesinlikle güvenilmez oldukları bilinmelidir.

Filistin: Göz ardı ettiğimiz için bir türlü okuyamadığımız Ortadoğu gerçeği şudur ki, Filistinliler Yahudilerle yakın akraba, hatta kuzendir, ortada süregelen şey de aslında kardeş kavgasından başka bir şey değildir! Bilim Filistinlilerle İsraillilerin %70inden fazla bir kısmın ortak gen havuzundan geldiğini gösteriyor! Konu açılmışken ülkemizin Güneydoğusunda saman altından yürütülen suyu biraz olsun görebilmek adına samanları aralayacak bir bilgiyi konuşalım; Kürtlerle İsraillilerin %80den fazlası aynı gen havuzundan geliyor! Modern İsrail’in devşirme ahalisinin karışmadan, katışmadan önceki orijinal genlerinden bahsediyoruz tabii ki. Sonuçta Filistinlilere %50 güvenebiliriz, ırk nedeniyle güvensiz ancak sonradan edindikleri din nedeniyle güvenilir.

Araplar: Kendilerine din gönderilen toplulukların bundan gurur duymaları, şımarmaları, sonradan o dini kabul edenleri aşağılamaları akılsızlıklarının ve bu nedenle hala o dini hazmedememişliklerinin göstergesidir. İlk fark etmeleri gereken, azmış, yoldan çıkmış oldukları için buna nail oldukları ve “Rab”lerinin onları doğu yola getirmeyi murad ettiği gerçeğidir. Onlar da ilk fırsatta “Rab”lerine ihanet edenlerdendir ve ne tuhaftır ki, İsraillilerle nereden baksanız %50 kardeştir! Yine gözden kaçırıyoruz ki bütün ilahi dinler, Hristiyanlık da dahil, hep Ortadoğu halklarına inmiştir ve hala sadece onlar hiçbir şey anlamamış, hala kardeş kanı dökmektedir. Ortadoğu meselesini insanoğlunun çözmesi ne kadar mümkündür siz düşünün artık. Müslümanlığı (sonradan) benimseyen Osmanlı, Hristiyanlığı (sonradan) benimseyen Avrupalı değişik milletleri bir araya getirip gayet mutlu ve huzurlu yaşatabilmişken, Üç dinin de birincil muhatabı olan Ortadoğulular, özelde İslamın muhatabı Araplar tek ırka mensup olmalarına rağmen onlarca acayip devlet bozmasına bölünmüşlerdir.

İran: Bir süredir dini sadece şekil olarak anlayan mollaların idaresinde olsa da İran, binlerce yıllık Pers medeniyetinin üzerindedir, ulus devlet terbiyesi itibariyle güvenilir. İslamı sonradan edinmiş oldukları sebebiyle de din açısından da güvenilirdir.

ABD: İri gövdeli bir çocuk. Ne din ne de devlet derinliği olmayan, devlet bile olmayan obez organizma. En çok sesi çıkanın, yaygara yapanın haklı ve baskın olduğu bir yapı. Bu yüzden aslında ABD’yi bir şeyden sorumlu tutamayız. Onu ne dost ne de düşman olarak görmek anlamsız zira öylesi bir karakterden yoksun. Onu yönlendirmesi gereken gerçek devletler kendilerini bu konuda sorumlu hissedip becerikli davranamadıkları için, bünyedeki aşırı gruplardan gerçek devletler içinde barınamayanlar, kontrolü ele alıp bu kocaman kamyonu küçücük gövdeleriyle olmadık yerlere sürüyorlar. Tarih boyunca var olmuş, birlikte yaşamış coğrafyalardaki arı kovanlarını taşlayan çocuklar gibi başını derde sokuyor. Mahallesinde oynarken kavga eden çocuklardan birinin gelip şikayet etmesiyle başka bir şey dinlemeden kavgaya taraf olarak karışan, şikayet edilen çocuğa suçlu suçsuz değerlendirmesi yapmadan hayvani gücüyle saldırıp bazen öldürene kadar döven beyinsiz bir devden farkı yok. Dünya bu konuda pek zavallı. Haritada kendi ülkelerinin başkentini bulmaktan aciz insanların yaşadığı bir ülke denemesinin dünyanın en eski devletleri arasında arabulucu olmasını beklemek ne kadar akıllıcadır? Oyunun kurallarından bile habersiz bir hakem, siz ona görev verdiyseniz doğaldır ki kendi kurallarını icat edip dayatacaktır, bu her tarafın canını yakacaktır ama yine doğal olarak hiçbir tarafın şikayet hakkı olmayacaktır.

Avrupa: Medeniyetleriyle ve ekonomileriyle övünmelerine gülüp geçmemiz gerekirken ne kadar da hayranlıkla dinliyor, ağızlarına düşecek gibi bakıyoruz. Sonradan edindikleri dinleri ta Roma İmparatorluğundan beri eğip-büküp sadece cahillere yutturdukları birer afyon olarak kullanmış, çağlar boyu birbirlerini paralarken başka kıta ve halkları sömürmenin tadıyla savaşmaktan vazgeçip semirmiş, en küçük ekonomik krizde federasyon bozmaya kalkan halklar topluluğu. Ekonomik dev, siyasi cüce denmesinin sebebi belli. Sözüm ona ulus devlet olanları bile bir arada tutan maddi refah. ABD gibi bir aptal asker yaratıp sırtlarını ona dayayarak silahlanma yerine refaha yönelebildiler ancak o askerin başıboş kalınca serseri mayın gibi kendilerini bile ısıracağını düşünemediler. Avrupa; Amerika kıtasının bütün kaynaklarını sonuna kadar sömürdükten sonra kendi ülkelerinden atmak istedikleri belalar için açık cezaevi olarak kullanan, sonunda hakimiyeti elinden kaçırıp pabuç pahalı diye ardına bile bakmadan kıtayı terk edip sonrasında orada oluşan organizmadan tırsan toplulukların kıtası. Avrupa; ayak bastıkları her keşif noktasındaki nimetleri son çöpüne kadar kıtasına taşıyan, yiyip hazmettikten sonra çıkardığı atıkları da yine o topraklara götürüp bırakıp kaçan hazır yiyiciler topluluğu. Bizim hayranı olduğumuz, kuyruğundan ayrılmadığımız topluluk.
Devam edecek...
11 Haziran 2010 Cuma, 21:00

 

     
 

 

 

 
 
   
   

 

   

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !