Şiirlerin yeni adresi: webcamturk.googlepages.com

Kısacık ömrün çilyavrusu günlerini bildik gözler bildik sözlerle muhatap.. kalanı elde edileni evde edilenle paylaşarak.. böleni her sabah aynı dudağı öperek.. artanı hergün aynı kıyafeti giymek gibi.. çıkanı ezber bedende dolaşarak geçirmek olası Evlilik.. erkeğin tek ve en uzun molası
1993
*****************
Gelinler
Neden beyaz gelinlik giyer gelinler? Niye gidermiş gibi "gelin" derler? Celladımız kollarımıza gelirken melek sanalım diye beyler 
Bilirsiniz önce sırtınız boş, dik yürümek yok derler Bakarsınız bükülmüşüz yüklendikçe yükler Aynada aklara bakarken halimize güler merkepler 
İşte böyle, gelinler önce gülerler, aşık ederler Ardından at gözlüğü takıp sırtımıza binerler Bir gelirler, pir gelirler ve artık zor giderler 
ANKA 1993
***************
Apostol'un Meyhanesi
Virane duvarların dili olsa da söylese bu kaçıncı Ne gözyaşlarımı ayrılışımı gördüler Yeşil kapıdan girince nefessiz kalıp sarhoşluğumu Hep söylediğim, cin gözlerle dinlediği yalanlarımı
Ah tadına doyamadığım kirli bardak, kızıl şarap O sanki beni benden daha iyi bildiğini saklar gibi Apostol dostum, bana yaşlanmayı, doymayı öğretti Tahta sıraları kırık, kupalar tebeşir okulum Zavallı şişeler, her gelenin asık suratıyla dertli Güzeldir, çünkü hiçbir tebessüm mahsus değildir
Tanımamak dert olmadı insanı, herkes dert ortağı Hava başka temiz, sigara dumanı olsada orada Su daha tatlı bulunursa içkiye meze olanı Gözler dolu, sesler ağlamaklı, ayıp değil nasılsa
Ben küçücük çocuk bazen, kızarmış gözlerle yaşlı Mahpusun duvarından daha çok çizgi nemli yanağımda Herkes ben, ben herkes, yabancı, ayrı gayrı yok aramızda Şişe bahane, beyaz peynir, sohbetin koyuluğunda
Sarmaşık, kırık pencerenin önünde keyifli İlk gelenin aşkı takvim güzeli hala gülümser senelerdir Kirli pantalonların, yırtık gömleklerin cepleri parasız hep
Ama ölsem, onu bile paylaşmaya hazır temiz yürekler Apostol'un Meyhanesinde o bile sıradan ve güzel.
ANKA 1993
*****************
Sevgili Yalnızlık
Kızarım şikayete yalnızlıktan Zor şey varmı bu kalabalıkta ondan? Zat ki güvenmezse kendine yürekten Huzur dilerim ona inandığı Tanrıdan
Gönül bozkırda koşan at, kurtulursa dört duvardan Demezlermi tek dostum kendim durmadan Haber yoksa kendini, evreni sevmekten Ah, o zaman ne çare var başka vuslattan
Mutlu ol ki daha çok sen, ağaçtaki daldan Söyle ki duysun, yendiğin, yenildiğin sen durmadan Kurtaracak yine sen tek düşman kendinden Say ki bilsin kaç kişisin, anlayacaksın sonradan
Kim bilirsin ki derdini açabilirsin korkmadan Kaç kişi arkandan konuşup kuyunu kazmayan Boşa arama kaçmıştır sırtından hançerleyen Bir sen, kızabilirsen kız, kaçabilirsen kaç ondan
Gireceğin tek kapı bil ki onunki çalmadan Derdini bilen, anlayan, dinleyen bıkmadan Bağlan bir daha, o ki ayrılık vakti hiç gelmeyen Yalnızlığı sev, tek odur seni kendinle tanıştıran.
ANKA 1993
************************
Esmer
Bir çimdik kara çarşaf esmer ten Bir karış çocuk sanki heykel beden Kan damlar yüreğime batan siyah bukleden Çektiğim yetmedi ayparlak kara gözlerden
Ne isterim güneş dururken zifir geceden Başı dumanlı dağlar varken minik tepeden Altın bilezik koldayken kara kelepçeden Koşarken yeşil çimen, çıkmazken mavi denizden
Bıktım yüreğim senden, atarım can evimden Kör olursun bazen, hep topaldın zaten Yaşlandın artık düştün bak şimdi gözden Gel beni dinle, kaçalım seninle bu izbe yerden
Gönül bu seni kaçıncı kovuşum, affedişim yeniden Çaban nedir, tutsak olmadımki hiç ezelden Bilirim seversin, anlarsın sevgiden, güzelden Öğren artık gün, daha güzeldir kara geceden
ANKA 1993
**********************
Deniz Anne
Gül dedi deniz hafifçe, ay duymaz iniltilerle Ne var bu kadar üzülecek, kalsanda o derdinle? Bir kuş ölse umurundamı göklerin, gözyaşı kendine Bir çiçeğin soluşundanmı sanırsın yer sallanır günlerce Yüreğindeki fırtınaysa ben neyleyim, nedir çektiğim ömrümce?
Kara dediğin toprak, kirli dediğin gök güzel Ya ben, taş atıp eğlendiğin, seni de doğuran annen? Kalpsiz olmadığımı derinlere dalınca anlarsın Küçük balık annesini kaybetse ağlarım, görmezsin Gözyaşımı içime dökerim, her damlam acı benim, bilmezsin.
Sen, insanoğlu diyen kendine, gel otur beni dinle Madem anlatmıyorsun bir dudak nasıl bükülür tebessüme Dökecek yaşın varsa hala, gel sineme dök, geldiği yere Acı, hüzün, keder istiyorsan, seç al benden gönlüne göre Derdin biter yakında, artık anlayamazsın, unutursun beni de.
ANKA 1993
**************************
Bugün
Bugün.. Bütün gün içli şarkılar dinledim. çoktandır, bir asırdır dinlemediğim aşkın acı lezzetini tattığım şarkılardı..
Nicedir yüreğimde fırtınalar kopuyordu yüreğimin alevine kömür ettim onları yansın, kavursun, durdursun diye
Fırtına duruldu sonunda içimde ama alevler tüm ruhumu sardı bu defa türkü döktüm üstüne, içli değilmiydi ya
Bütün ruhum, gövdem ateş yumağı şimdi buğulanan gözlerim, düşen birkaç damla sanki yetecek yok etmeye kalan son ümidimi...
ANKA 2006
*****************************
Bebeğime
Üşürsen yüzerken mavilerde, sana gözyaşımdan denizler dökeyim Yorulursa gözlerin yeşillerden, her adımına taze çiçekler ekeyim Sıkılırsan güzel şarkılardan, unutma diye yenilerini yazayım Bıkarsan gülmelerden hayatınca, tatma diye hüzünleri sileyim Dönmeyeceksen gittiğin yerden, hergündense bir kez öleyim Sana damarımdan kan verdim, hayatımın ışığı güzel bebeğim...
ANKA 1993
*************************
Sakın
sakın ağlama.. eşgalim düşer gözlerinden o damlayla, korkarım sorma sakın.. nedir bu halin, dalmışsın derin hülyalara, yastayım sakın gitme.. arkanda öksüz bir çocuk bırakırsın çaresiz, ağlarım bakma sakın.. gidiyorsan da son bir defa arkana dönüp, yanarım
ANKA 2006 |