Live From Turkey!

Tanım

Live From Turkey! Türkiye'deki bütün kameraların tek sitede toplanarak bu şekilde tüm Dünya için bir ilk'i temsil eden proje ve gelişim aşamaları


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım
* Live From Turkey!
* Live From World!
* Bütün Forumlar Burada!

Kategoriler


Şiirlerin yeni adresi: webcamturk.googlepages.com

Kısacık ömrün çilyavrusu günlerini
bildik gözler bildik sözlerle muhatap.. kalanı
elde edileni evde edilenle paylaşarak.. böleni
her sabah aynı dudağı öperek.. artanı
hergün aynı kıyafeti giymek gibi.. çıkanı
ezber bedende dolaşarak geçirmek olası
Evlilik.. erkeğin tek ve en uzun molası

1993

*****************

Gelinler

 

Neden beyaz gelinlik giyer gelinler?
Niye gidermiş gibi "gelin" derler?
Celladımız kollarımıza gelirken melek sanalım diye beyler Smiley

Bilirsiniz önce sırtınız boş, dik yürümek yok derler
Bakarsınız bükülmüşüz yüklendikçe yükler
Aynada aklara bakarken halimize güler merkepler Smiley

İşte böyle, gelinler önce gülerler, aşık ederler
Ardından at gözlüğü takıp sırtımıza binerler
Bir gelirler, pir gelirler ve artık zor giderler Smiley

ANKA 1993

 

***************

 

Apostol'un Meyhanesi

 

Virane duvarların dili olsa da söylese bu kaçıncı
Ne gözyaşlarımı ayrılışımı gördüler
Yeşil kapıdan girince nefessiz kalıp sarhoşluğumu
Hep söylediğim, cin gözlerle dinlediği yalanlarımı

Ah tadına doyamadığım kirli bardak, kızıl şarap
O sanki beni benden daha iyi bildiğini saklar gibi
Apostol dostum, bana yaşlanmayı, doymayı öğretti
Tahta sıraları kırık, kupalar tebeşir okulum
Zavallı şişeler, her gelenin asık suratıyla dertli
Güzeldir, çünkü hiçbir tebessüm mahsus değildir

Tanımamak dert olmadı insanı, herkes dert ortağı
Hava başka temiz, sigara dumanı olsada orada
Su daha tatlı bulunursa içkiye meze olanı
Gözler dolu, sesler ağlamaklı, ayıp değil nasılsa

Ben küçücük çocuk bazen, kızarmış gözlerle yaşlı
Mahpusun duvarından daha çok çizgi nemli yanağımda
Herkes ben, ben herkes, yabancı, ayrı gayrı yok aramızda
Şişe bahane, beyaz peynir, sohbetin koyuluğunda

Sarmaşık, kırık pencerenin önünde keyifli
İlk gelenin aşkı takvim güzeli hala gülümser senelerdir
Kirli pantalonların, yırtık gömleklerin cepleri parasız hep

Ama ölsem, onu bile paylaşmaya hazır temiz yürekler
Apostol'un Meyhanesinde o bile sıradan ve güzel.

ANKA 1993

 

*****************

 

Sevgili Yalnızlık

 

Kızarım şikayete yalnızlıktan
Zor şey varmı bu kalabalıkta ondan?
Zat ki güvenmezse kendine yürekten
Huzur dilerim ona inandığı Tanrıdan

Gönül bozkırda koşan at, kurtulursa dört duvardan
Demezlermi tek dostum kendim durmadan
Haber yoksa kendini, evreni sevmekten
Ah, o zaman ne çare var başka vuslattan

Mutlu ol ki daha çok sen, ağaçtaki daldan
Söyle ki duysun, yendiğin, yenildiğin sen durmadan
Kurtaracak yine sen tek düşman kendinden
Say ki bilsin kaç kişisin, anlayacaksın sonradan

Kim bilirsin ki derdini açabilirsin korkmadan
Kaç kişi arkandan konuşup kuyunu kazmayan
Boşa arama kaçmıştır sırtından hançerleyen
Bir sen, kızabilirsen kız, kaçabilirsen kaç ondan

Gireceğin tek kapı bil ki onunki çalmadan
Derdini bilen, anlayan, dinleyen bıkmadan
Bağlan bir daha, o ki ayrılık vakti hiç gelmeyen
Yalnızlığı sev, tek odur seni kendinle tanıştıran.

ANKA 1993

 

************************

 

Esmer

 

Bir çimdik kara çarşaf esmer ten
Bir karış çocuk sanki heykel beden
Kan damlar yüreğime batan siyah bukleden
Çektiğim yetmedi ayparlak kara gözlerden

Ne isterim güneş dururken zifir geceden
Başı dumanlı dağlar varken minik tepeden
Altın bilezik koldayken kara kelepçeden
Koşarken yeşil çimen, çıkmazken mavi denizden

Bıktım yüreğim senden, atarım can evimden
Kör olursun bazen, hep topaldın zaten
Yaşlandın artık düştün bak şimdi gözden
Gel beni dinle, kaçalım seninle bu izbe yerden

Gönül bu seni kaçıncı kovuşum, affedişim yeniden
Çaban nedir, tutsak olmadımki hiç ezelden
Bilirim seversin, anlarsın sevgiden, güzelden
Öğren artık gün, daha güzeldir kara geceden

ANKA 1993

 

**********************

 

Deniz Anne

 

Gül dedi deniz hafifçe, ay duymaz iniltilerle
Ne var bu kadar üzülecek, kalsanda o derdinle?
Bir kuş ölse umurundamı göklerin, gözyaşı kendine
Bir çiçeğin soluşundanmı sanırsın yer sallanır günlerce
Yüreğindeki fırtınaysa ben neyleyim, nedir çektiğim ömrümce?

Kara dediğin toprak, kirli dediğin gök güzel
Ya ben, taş atıp eğlendiğin, seni de doğuran annen?
Kalpsiz olmadığımı derinlere dalınca anlarsın
Küçük balık annesini kaybetse ağlarım, görmezsin
Gözyaşımı içime dökerim, her damlam acı benim, bilmezsin.

Sen, insanoğlu diyen kendine, gel otur beni dinle
Madem anlatmıyorsun bir dudak nasıl bükülür tebessüme
Dökecek yaşın varsa hala, gel sineme dök, geldiği yere
Acı, hüzün, keder istiyorsan, seç al benden gönlüne göre
Derdin biter yakında, artık anlayamazsın, unutursun beni de.

ANKA 1993

 

**************************

 

Bugün

 

Bugün.. Bütün gün içli şarkılar dinledim.
çoktandır, bir asırdır dinlemediğim
aşkın acı lezzetini tattığım şarkılardı..

Nicedir yüreğimde fırtınalar kopuyordu
yüreğimin alevine kömür ettim onları
yansın, kavursun, durdursun diye

Fırtına duruldu sonunda içimde ama
alevler tüm ruhumu sardı bu defa
türkü döktüm üstüne, içli değilmiydi ya

Bütün ruhum, gövdem ateş yumağı şimdi
buğulanan gözlerim, düşen birkaç damla sanki
yetecek yok etmeye kalan son ümidimi...

ANKA 2006

 

*****************************

 

Bebeğime

 

Üşürsen yüzerken mavilerde, sana gözyaşımdan denizler dökeyim
Yorulursa gözlerin yeşillerden, her adımına taze çiçekler ekeyim
Sıkılırsan güzel şarkılardan, unutma diye yenilerini yazayım
Bıkarsan gülmelerden hayatınca, tatma diye hüzünleri sileyim
Dönmeyeceksen gittiğin yerden, hergündense bir kez öleyim
Sana damarımdan kan verdim, hayatımın ışığı güzel bebeğim...

ANKA 1993

 

*************************

 

Sakın

 

sakın ağlama.. eşgalim düşer gözlerinden o damlayla, korkarım
sorma sakın.. nedir bu halin, dalmışsın derin hülyalara, yastayım
sakın gitme.. arkanda öksüz bir çocuk bırakırsın çaresiz, ağlarım
bakma sakın.. gidiyorsan da son bir defa arkana dönüp, yanarım

ANKA 2006

Tarih: 13:22, 30/9/2006
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Yorumlar

www.livefromturkey.com : yayınlandığı siteler ve yorumlar..

http://www.gecce.org/forum/showthread.php?t=27097

 

Evlenme Teklifi: yayınlandığı siteler ve yorumlar..

http://www.gecce.org/forum/showthread.php?t=27111

http://www.haber.gen.tr/forum/forum_baslik_cevaplar.asp?message_id=41217

 

O Gün: yayınlandığı siteler ve yorumlar..

http://www.gecce.org/forum/showthread.php?t=28672

 

http://www.livefromturkey.com/sevgiliye.htm Sevgiliye...

http://www.gecce.org/forum/showthread.php?t=30554


Tarih: 02:48, 30/5/2006
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

Şiir Denemeleri 3

AK SEVDA
 
Seni körü körüne değil
Gözlerim açık seviyorum
 
Kurduğumu değil gördüğümü
kalp gözüyle, ruh diliyle
 
Senin olmanı umduğumu değil
Sen olanı bencesine seviyorum
 
Kara sevda değil benimki
ne kara bağlıyorum ne tortu
 
Ak sevda benimki bilki
Beyaz gülistan içindeki
 
Aklıma geldikçe yüzün
içlenmiyor güçleniyorum
 
Uzaktayken benden sen
Götüren yollara nefret
Gittiğin güne lanet değil
Getirecek mesafeye minnet
Geleceğin an'a bayram diyorum
 
Ben aşkı sana dönük
hasreti kavuşma habercisi
Acıyı elbet biteceği için..
Sadece seni sadece sen
olduğun için seviyorum.
 
O kadar çok seviyorum
Benimle birlikte toprağa götürmek değil kolayca
Bensiz sonsuz ufuklara uğurlamak kadar zor
Sevgin kadar bağlan diye bırakarak seviyorum
 
Yanımdayken uzaktansa, uzaktayken
tam içimde ol isterim
 
Bakarken ufuktansa, ufuktayken
göz bebeğim ol bebeğim
 
Tuttuğum soğuktansa, karakışta
ateşiyle kavursun ellerin
 
Öptüğüm hissizdense, duygu seli
sarhoş etsin umarsızca buselerin
 
Seni ölesiye, öldüresiye değil
doya doya her anını kana kana
yaşayıp yaşatacak kadar
hüzün değil çoşkuyla
hazan değil umutla
kuşku değil huzurla
sitem değil duayla
kefen değil duvakla
Seviyorum...


Tarih: 07:58, 27/5/2006
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

Şiir Denemeleri 2

Hayat, seninle geçirdiğin zamanın adı bilesin

Her ayrılışımızda ölüp, kavuşunca doğduğumdan adım anka

Sevinç gözlerindeki pırıltıyı görüşümdür bilesin

Kapatınca onları hüzün, açınca bayramdır anla

Huzur göğsüme yaslayınca başını, saçını okşamaktır bilesin

savurup rüzgara ruhumu tel tel gidip, çocuk ruhumu yorma

Sevgim evren kadar, ama bir öpücüğe sığar bilesin

Dokunmadan elime, almadan bir buse anladım sayma

 

******************************************************************

 

SENİN OLMAK İSTİYORUM, BENİM OLUR MUSUN?

(Evlenme Teklifi)

 

Yerinde kölen, yerinde efendin

                             olmak istiyorum

Hem efendim hem kölem olur musun?

 

Kızdığımda kaplan, kızdığında süt dökmüş kedin

                             olmak istiyorum

Hem kedim hem kaplanım olur musun?

 

Hüzünlüyken müşfik baban, heyecanlıyken ateşli aşığın

                             olmak istiyorum

Hem aşığım hem anam olur musun?

 

Küçücük oğlun, gencecik kardeşin

                             olmak istiyorum

Hem kardeşim hem kızım olur musun?

 

Üstünde gökyüzü, altında toprak

                             olmak istiyorum

Hem toprağım hem göğüm olur musun?

 

Gözünde nur, içinde huzur

                             olmak istiyorum

İç huzurum göz nurum olur musun?

 

...

 

Sahibin, herşeyin, KOCAN

                             olmak istiyorum

Sahibim, herşeyim, KARIM olur musun?

 

********************************************************************************

 

 


Tarih: 10:40, 14/5/2006
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

Şiir Denemeleri

* Burada okuyacaklarınıza şiir adını vermek gerçek şairlere ve şiirlerine haksızlık olabileceği için "şiir denemeleri" adını verdim.

* Bütün blogdaki yazılar gibi bunların içlerinde de tek bir alıntı yoktur.

* Şiir yerine duyguların yoğunlaşıp ifade edilmiş halidir denebilir.

* Tek bir kişinin etkisinin etkisiyle oluşan duygusal tepkilerdir. Bu yüzden şu ana kadar ithaf edilen kişi dışında hiç kimse tarafından okunmadı, okunamazdı. Şimdi burada bulunmalarının sebebi, kıymetinin anlaşılmaması, gereken değerin verilmemesi ve sonuçta kişinin bu hakkını kaybetmiş olmasıdır.

Çok insan tanıdım yalnızlığa kahreden, sırt dönen

Oysa ben en büyük aşkımı onunla yaşadım her an

Tek sevgilidir inan, seni aldatma ihtimali olmayan

Hınca hınç bir meydanda veya dört duvarda hep yanında olan

 

Yalnızlık bir kalabalık teklik, tenha çokluk sunulan

Al karşına oturt onu bir an, gözlerine bak ki senin aynan

Başkasını kıskanmayan, bitince yine anaç kollarına alan

Sen de sarıl ona, yoldaşı zaman yürek yaralarını saran

 

Yalnızlık Tanrısaldır unutma, odur mutlak varolan

Derler ki yalnızlık düşman bilmeden başkası yalan

Korkmazsın dervişsen, içindekini bulup sımsıkı sarılan

Kendini sevmediysen, seçilmezsin dünya güzeli olsan

 

***********************************************************************************

 

İnsanlar tanıdım yıldızlar gibiydi, hepsi parlıyordu, hepsi gökteydi. Ama ben

seni, güneşi seçtim, güneş için bin yıldızdan vazgeçtim.

 

*********************************************************************

 

Uzuun ve zor zahmet bir yoldan gelmiştim o gün. Hatta taşlı, dikenli, güneşten kavurlan bu yokuş henüz bitmemişti bile. Elbette daha çook yokuşlar çook inişler görecektim hayatımda nefes alıp verdikçe. Ama bazı yokuşlar belki ömür boyu sürerdi bazı şanssız insanlar için, bazıları da hep yokuş inerken kendilerine nasıl bererirlerdi bilmem ama çelme takar yuvarlanırlardı. Kendi adıma hep umut yüküyle yürüdüm, inandım. Işığı göremediğim, duvara yaslanıp yolun sonunun geldiğini hissettiğim anlarım da oldu. Bir kapı açıldı her nasılsa, aslında biliyorum ki yukarıdaki ne olursa olsun bir kapı açıyordu tam "işte buraya kadar" deme noktasına geldiğim anlarda. Kapı açılıyordu açılmasına zira yaşamaya devam etme zahmetine katlanmak düşüncesinden hayatın yaşamaya değer olduğunu hatırlamak şarttı ama.. Bu kapıların pek azı ışıklı bir yola açılıyordu. Işıklı yol gerçekten kendini insanın gözlerini ve ruhunu kör edercesine aydınlatığından kolay anlaşılıyordu. O gün hayatımın bana göre geç zamanında hiç beklemdiğim halde ışıklı yola girdim ansızın. Mutluluk denizinde yüzmeyeli o kadar çook zaman olmuştu ki, her anı yılların susuzluğuyla kana kana içtim. Rüya bile bu kadar güzel olamazdı, belki sadece hayaller resmedebiliyordu bir nebze bu ruh halini. Ne zaman başladı bilmiyordum bile, zaten umrumda da değildiki.. Kararmış ruhum yeniden bahar dalı gibi yeşerip gençleşti sanki. Çatık kaşlı bezgin bakışlarımın kıvılcım saçmaya başladığını yakınımda kim varsa onun gönül aynasına baktığımda görebildim. Herşeyim baştan sona değişti, hikayem sanki baştan yazılıyordu. Çoktandır tek dayanağım sabrımdı ama o da daha bir güleryüzlü, daha bir diri eşlik etmeye başladı ışıklı yola girince. Ne akadar kötü his varsa güzelliğe, sevgiye dönüştü birer birer. Kelimelerle anlatılmazdı yaşadıklarım. Gerçek olamayacak kadar güzeldi, sarhoştum hiçbir iksirin sarhoş edemeyeceği kadar. Kalbimde çarpıntı değil çocuksu çırpınışlar vardı artık. Bedenim "yaşlı değilim gencecik bir delikanlıyım" diye haykırmaya başladı. Can bedende yeniden can oldu o gün. Gözler kördü tüm olumsuzluklara, şüphelere, tatsız renksiz herşeye. Benden olanın bendenliğini bile hücrelerimde hissetmeye başlamıştım o gün. O gün çok güzel.. hayır benzersiz bir gündü, ömür boyu sürmesini istediğim gün. Çok da uzun yaşadı, nerdeyse ölümsüzlüğüne inanmıştım ama biryandan da ölüm de olduğu kemirdi inceden içimi. Sonra birşeyler oldu hastalandı o gün, başında bekledim, hala bekliyorum iyileşsin yeniden beni yüceltsin ki yücelteyim, yüceltebileyim ki yücelsin diye. O gün hasta ve bir zamandır gözünün içine bakıyorum. O gün hiçbirşey olmamış gibi ayağa da fırlayabilir "şaka yaptım" diye, birdaha yerinden kalkmayabilir de hepsi rüyaydı diye.. Sen çok özlüyorum o gün, dön artık geriye ve birdaha da sakın gitme...

 

******************************************************************************************

 

 


Tarih: 09:42, 14/5/2006
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->